Avrupa Birliği

BÖLGESEL BİR GÜÇ: AVRUPA BİRLİĞİ

Avrupa Birliği çeşitli ortak amaçlar doğrultusunda kurulmuş önemli bir ekonomik bölgesel örgüttür. Ekonomik entegrasyonun tüm aşamalarını tamamlayan başka bir model yoktur. AB ’nin haricinde bu özellikleri barındıran farklı bir örnek uluslararası sistemde mevcut değildir. Zaman zaman ekonomik krizler olsa da bir şekilde AB krizlerden güçlenerek çıkabilmiştir. Son dönemde Brexit süreci, mülteci sorunu ve pandemi AB’de zorlu bir süreç başlatmıştır. Pandemi sürecinde yeterli stoğa sahip olmayan AB ülkeleri birliğin önemli amaçlarından biri olan yardımı göz ardı edip Avrupa çözüm için geç kalınması ile AB karşıtı popülist söylemlerin artmasına neden olmuştur.

AB bir kültür, barış ve değerler projesi olarak ortaya çıkmıştır. Ancak temelinde barındırdıklarını iyi bir şekilde temsil edememektedir. Kosova ve Bosna olayları barışçıl olmadığına kanıttır. Ekonominin yanında AB’nin aynı zamanda bir hristiyan birliği olmasını Türkiye’nin birlikte olamamasının nedenlerinden biri olarak görüyorum. Değerler tarafına baktığımızda insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü taahhüt eder. Türkiye gibi üye olmak isteyen ülkelerin bu alanda iyileştirmelerde bulunması açısından önemlidir. AB üyeleri bunun iyi bir uygulayıcısı mıdır tartışılır ama diğer ülkelere bakıldığında daha iyi şartlar sağlar. AB için orta sınıfın refahı projesi de denmektedir.

Tarihsel olarak baktığımızda AB’nin kökenleri oldukça eskiye dayanır. Yani bu birlik fikri ilmek ilmek işlenmiş ve bu döneme kadar getirilmiştir. Kant’ın ‘ebedi barış’, Saint-Pierre’nin ‘ Savaşmayalım savaşınca yıkılıyoruz.’, JJ Rousseau’nun ‘Ulusal kimlik yok Avrupalı kimliği var’ düşüncelerine kadar uzanır. 

Avrupa Birliği Kömür Çelik Topluluğu olarak kurulup Avrupa genelinde bir gelişme göstermiştir. AB’ ye uygunluğunu kanıtlayan devletleri bünyesine almıştır. İspanya ve Portekiz gibi diktatörken birliğe alınan devletler bir çifte standarttın uygulandığının kanıtı olabilir. Belki de bu topraklarda savaşın engellenmesi için yapılmıştır. 28 Mayıs 1979’da tam hazır olmadan Yunanistan da birliğe dahil edildi. 1990’ da Doğu ve Federal Almanya’nın birleşmesi ile  de facto genişlemesi sağlandı

Avrupa Birliği

Türkiye’nin AB üyelik çabasına baktığımızda Yunanistan ile yarış halinde başlamıştır. Ancak Türkiye aday statüsünde kalmıştır. Türkiye’nin Yunanistan ve Kıbrıs sorununun olması üyeliğini zorlaştırmaktadır. Türkiye Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımadığı sürece bu üyeliğin gerçekleşmesi imkansız gözüküyor. Türkiye’nin Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanıması KKTC’ yi yok sayması anlamına geldiğinden bu da mümkün değildir. Türkiye’nin 1999 Helsinki adaylık statüsüne ulaşmasında  o dönemde koalisyon hükümetinin olması ve Almanya’da Yeşiller Partisi’nin iktidarda olması etkili olmuştur. Türkiye’nin AB üyeliğinde Almanya gereken desteği verirse gerçekleşebilir. Türkiye’nin AB ülkelerinde lobileşme, gerekli kamu diplomasisi  faaliyetlerinde bulunmadığından kamuoyu desteği  alamamaktayız. Bunun yanında Avrupa’daki islamafobi, Türk karşıtı düşünceler ile işler zorlaşmaktadır. Türkiye’nin AB adaylık statüsünde olması çeşitli avantajlar sağlar. Erasmus, Erasmus Plus projeleri, kalkınmaya dayalı projeler ile ekonomik, insan hakları, demokrasi gibi alanlarda iyileşmeler sağlar. AB’ye baktığımızda Türkiye’ye karşı net değil. Türkiye ile bazı ilişiler içinde kalarak fazlasını istememesi bekleniyor. 

Türkiye-AB ilişkilerinde diğer bir kriz mülteci sorunudur. Bununla ilgili 18 Mart Mutabakat’ı imzalandı. Bu anlaşmada Türkiye sınırlarını sağlamlaştırarak Avrupa’ya mülteci göçünü engellemeyi bunun karşılığında AB mülteciler için fon aktarımı yapacağını taahhüt etti. Bu fon yavaş bir şekilde olsa da Türkiye’ye aktarıldı. Sığınmacıların sosyal, sağlık gibi alanlarda rahat bir şekilde yaşamasına imkân sunuldu. Ancak AB Türkiye’ye sunacağı vize serbestliğini uygulamadı. Vize serbestliğini olmamasında 15 Temmuz sorunu etkili olmuş olabilir. AB dışsallaştırma ile ilgili projeleri en geniş çapta Türkiye ile imzaladı. İdlib sorunları ile Türkiye’nin sınırları açması AB ilişkilerini olumsuz etkiledi. Türkiye ve AB ilişkileri realist çerçevede gelişmiyor. 

Türkiye Avrupa’dan gelen göçmenlere mülteci statüsü vereceğini taahhüt ediyor ancak diğer bölgeler için bu geçerli değil. Diğer bölgeler için kısa süreli bir ev sahipliği yapacağını gerekli koşullar düzeldiğinde ülkelerine dönemlerini taahhüt ediyor. Coğrafi çekinceden dolayı mülteci statüsü verme zorunluluğumuz olmadığından geçici koruma statüsü verildi. Türkiye sığınmacılara yönelik bayram ziyareti politikasıyla isteyenlerin Suriye’de kalması isteyenlerin de geri dönmesini sağladı. Bu başarılı bir politika olmuştur. Dönebileceklerini bildiklerinden çok sayıda insan gitmiş ve kalmaya devam edenler de olmuştur. Sığınmacılar için Türkiye vatandaşları vergilerinden kullanıldığını düşünüyor. Ancak bu doğru değil. Avrupa onlara yönelik sağladığı fon ile ihtiyaçlar gideriliyor. Türkiye için dezavantajı oluşturmadıkları söylenemez. 

Avrupa ekonomik aktör olarak kurulsa ve bu alanda başarılı olsa da zaman zaman bazı liderler bunu siyasal ve askeri alana taşımaya da çalışmıştır.  Ancak bu alanda başarı gösterilmemiştir. Ne dersek diyelim olumsuz yönleri de çok fazla olsa da AB entegrasyonu başarılı bir entegrasyon olmuştur. Son zamanlarda Rusya’nın güçlenmesi, Çin’in yükselişi ve farklı bölgelere yaptığı yatırımlar ile AB statükosunu sağlayabilecek mi zamanla göreceğiz. 

Yorum Ekle

Son Yorumlar

Instagram

Instagram has returned empty data. Please authorize your Instagram account in the plugin settings .

Bültenimize Abone Olun!